Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Türkiye Turnusolu Filistin-İsrail Savaşı

Türkiye'nin en net ayrıştırıcı, neyin ne olduğunu gösteren bir süreç olarak kesinlikle bu savaşı ele alabiliriz. Bu savaş içerisinde çok şey barındırıyor. Ülkemize olan etkisi ise içerisinde cahillik, boykot, mazlum ve sol söylemler, savaş çığırtkanlığı ve ırkçılık barındırıyor. Öncelikle belirtmeliyiz ki Türkiye'nin birleştiği nokta olmuş durumda. 4 partinin de tek uzlaştığı nokta oldu. Gerçi yine Akp vekilleri tipik muhalefetten gelen her şeyi reddedelim kafasını yaşadıkları için Gazze komisyonu kuralım önergesini kabul etmemişler. Bu zaten tipik bir akp kafası. Önüne gelen güzelim önergeleri savsamak işinde üzerlerine saymam kimseyi.

Neyse gelelim konuya genel hatlarıyla Filistin'de ne oluyor ne bitiyor bizim ülkemizdeki gündemde İsrail yüzde yüz suçlu, Filistin halkı mazlum. Genel hatlarıyla böyle, ancak içlerinde ufakta olsa farklılar da göstermekte. Öncelikle ele müslüman Akpli tabanını alalım. Bunların içlerinde çoğu yahudi ırkçısı yani anti-semitisttir. Bu kanıya twitterde, vb ortamlarda rahatlıkla görülebilir. (Bkz: Şamil Tayyar) Bu kişilerin aslen derdinin insanlık değil sünni müslümanların yahudiler tarafından öldürülüyor olmasıdır. Bunların neredeyse tamamı Işid'in yaptığı şii müslüman katliamlarına gık çıkartmadıklarını hatta yayın organlarının Işid'e terör örgütü bile demediğini, diyemediğini bilmek gerekiyor. Ayrıca kendilerine dâhine boykot fikirleri beni gülme krizlerine sokuyor. Onlara göre Coca-Cola bir Yahudi firması. Nitekim 'yahudi firması' tanımı da çok saçma da asıl saçma gram araştırma yapmayanların, araştırma yapmaktan ziyadesiyle uzak olan bu kafaların hala bu eylemlere devam etmesi. Parasıyla aldıkları koli koli coca-colaları sokaklara dökmek bunların en muhteşemi. Bunun videosunu izlerken 7 yaşında 2. sınıfa giden kuzenimin yorumu da şahanedir "bunlar neden parası verdikleri kolaları yola döküyorlar, salak mı bunlar" evet canım benim öyleler maalesef. Coca Cola da bu vahim tablodan bıkmış olacak ki resmi bir açıklama yayınlamış.(şuradan uçunuz) ... Yakın çevrem olmasa bile lise arkadaşlarım arasında da bu safsatalar inan o kadar çok insanı görünce geçen gün dayanayıp arkadaşa saydırdım. İbret olması açısından bu arkadaşın yorumunu sizinle paylaşacağım...

Kemalist bu günlerde ne yapar ?
Boykotu engellemeye çalışıp o ürünlerin israile ait olmadığını iddia edip resmi açıklamalarını dayanak gösterip insanları etkilemeye çalışır.
Boykotun hiçbir işe yaramayacağını anlatıp durur.
En son çare Gerçek boykotu hükümetin yapıp yasaklaması gerektiğini söyler ama olası bir yasaklamada " özgürlüklerimiz kısıtlanıyor " diye taksime çıkıp polis taşlar.

Kendinin ideolijik çapı salt Akp'nin güttüğü kemalizm düşmanlığı (ki bunun da safsatalarla yapmakta.çıkıp dürüstçe karşıyım da diyebilirdi) akp millitetçiliği ve onun kaypaklığına hoş görebilen bir açıdan başka bir şey değildir. Bence çapsızın teki de zaten. Genel hatlarıyla bu insanlar böyledir. Yine iktidar bunların cahilliği (bunu söylemekten nefret ediyorum ancak bu insanlar 'ne yazık ki' cahildir.) ile beslenmeye devam ediyor.

İşin garip yanı ise Gazze saldırılarına sol'un, chp'nin, mhp'nin ve  kürt hareketinin (bdp vb) gösterdiği tepkiler de neredeyse birbiriyle aynıdır. Ufak söylem farkları dışında neredeyse hepsi İsrail'i lanetler ve Gazze'de insanlık suçu olduğunu düşünür.Chp hatta bununla ilgili Gazze'ye gitme kararı almış. (aramızda kalsın akpliler baya kıskanmış bu durumu sanırım, twitterde gördüğüm kadarıyla) Neyse ki bu arkadaşların bazılarının da güzel düşünceleri var. Savaş karşıtlığı, hamas'a mesafeli olmak gibi. Ama aralarından en güzelini CB adayı Ekmel söylemiş açıkçası.
Hamaset yapıyoruz ama Filistin'e bir tane battaniye bile önderecek gücümüz yok. Binlerce türkmen ırak'ta tecavüze uğruyor öldürülüyor ama varsa yoksa Filistin. Filistin'e de bir faydamız yok işin acı tarafı. Bu duygusallığı bırakıp aklımızı kullanalım 

Güzel şeyler söylemiş bence. En azından şu politik tavırlar arasında en düzgün ve en insani olanı diyebiliriz. Ancak benim görüşlerim de Filistin'i Hamas'ı, Allah'ı ve iğrenç şehitlik kavramı ile kandırılan Filistinlileri eleştirmek kaçınmıyor. Hamas insanları açık açık canlı kalkan yaparken buna kanan ve bu yolda düşünmeden hareket eden sözde şehit olacağını düşünen aptal sürüsü insanları görmezden gelmeye için el vermiyor. Dünyanın en tehlikeli durumlarından, olgularından (?) biri olan şehitlik kavramı ile insanlar doğru-yanlış, gerçek-hayal arasındaki farklı anlamıyor. Günümüzde yine solcularca da kullanılan şehitlik kavramı (ne kadar farklı olsa da yüceleştirme, kişinin ölümünün ağırlığını hafifletme ve vaatler sunması ortak) iğrençliği ile her şeyi yapıyor- yaptırıyorlar. Onları suçlamıyorum bence İsrail'de salak, göz göre göre bu yemi yutuyor ve canlı kalkana saldırıyor. İsrail gibi bir ülkenin siyasetçileri daha farklı çözümler üretip bu saçmalığa karşı gelebilir ve insanların ölmesine engel olabilirdi. Ama onlar da bu konuda fazla heyecanlı ve bilinçsiz hareket ediyor. Neticede de önümüze boy boy katliam fotoğrafları, boy boy ölü çocuk fotoğrafları (bunlar kesinlikle bilerek ve hamas siyaseti sonucu yapılıyor.) düşüyor ve insanlardaki yahudi düşmanlığı hadsafhalara ulaşıyor, ve insanlar tarafından israil lanetleniyor. Aslında bu önemli de değil pek, netice de bunlar biraz da olsa normal şeyler ama Türkiye başta olmak üzere müslüman ülkelerde musevi vatandaşların can güvenliği tehlikede. (ülkemizdeki eylemler örnek teşkil edebilir.) İsrail devleti bunu da düşünmek zorunda.

Neyse netice de Berkin'e Ali İsmail'e ve nice gezi de katledilen, sakat bırakılan, alevi-şii diye öldürülen, kürt, türkmen, kim varsa hiç ses etmeyen insanların çıkıp ortalıkta insanlık havaları taslamaları ve tepki göstermeyen, mantıklı düşünen her insana da yahudi, israil işbirlikçisi yaftası yapıştırmaları ironik şeyler ve komik bir o kadar da rezalet. Siz gidin önce boy aynasında kendisini görün. Bu ülkede çocuklar, gençler ölürken, anneleri feryat figan iken siz kıs kıs gülüyor ve onları yuhalıtıyordunuz ne çabuk unuttunuz kendi katliamlarınızı kendi faşizan hallerinizi?

No comments

15 Temmuz 2014 Salı

Toplumun Değerlerinin Değişimi

2002'de iktidara gelen parti ile beraber sistematik bir biçimde değişen eğitim sistemi, hatta bir çok kez değişen eğitim sistemi, ilerleyen yıllarda iktidarın kendine olan güvenin tavan yapması ile birlikte artık iş daha ciddiyete bindi be 12 yılda toplumda inanılmaz bir değişim yaşandı. Bunu görmezden gelinemez sonuçları, kadın cinayetlerinin artması, tecavüzlerin patlama yapması, örtünmenin artması, örtünmenin ilk okullara kadar düşmesi vb. durumlar ile görülebilir. Benim sosyal hayata özgürlük fikirlerim var ve bunları sonuna kadar savunurum. Ancak bireyin reşit olabileceği yaşlar arasında - bu bence 15-16 yaşından itibaren başlar(ve değişkenlik gösterir +-2 diyebiliriz.)- bu kararları verme özgürlüğü olmalıdır. Ailevi baskı, mahalle, toplumsal, iktidar vb baskılar asla olmamalıdır. Ancak günümüzde bunu görmek neredeyse imkansız. 10 yaşındaki çocuk kapanıyor ve cemaatlerin kurslarına gidiyor yavaş yavaş başlanan bu örtünme ve sistematik bir yol ile başörtüsü takmak namus, iffet haline gelip kız çocuklarına özendiriliyor. Bu özendirme işini genellikle yeni türeyen türban modası tetikliyor. Bu moda kadınların makyaj yapmasına veya istediği gibi giyinmesine karışmıyor ama her türlü kombinasyon için birer kapanma simgesi koyuyor. Bu yeni moda akımı kızların, genç kızların ilgisini ziyadesi ile çekmekte. Özellikle zihinlere pompalanan dar kafalı düşünce ile birleşince normal olarak hem bu tarz firmalar tavan yaptı hem reklamlar çoğaldı. Bunların hepsi birbirini izleyen bazıları iktidar, bazıları özendirilmiş iş adamları, bazıları ise raslantısal olarak açılan mağazalar ve onların reklamları ile gerçekleşiyor.

Şu ana kadar yazdıklarım dar çerçeve de ailem ve etrafımda gördüklerim ile paralel ve onların oluşturduğu örneklem ile yapılan tümevarımlarımdır. Ama işin ciddiyeti bununla da kalmıyor. İnsanları kandırmakta usta olan bu açık gözlü insanlar artık yerel belediyeler ile ortak çalışarak fakir-orta geçimli insanların yaşadığı -özellikle bu bölgelerde kurulduğuna dikkat çekmek istiyorum- bölgelere "bilgi evleri" adı altında sadece dini bilgi aktarım ve sünnilik "ideolojisini" öğreten "eğitim yuvaları" kurmaya başladılar- hatta bitirdiler - başka illerde bu uygulamadan var mı araştırmadım, ancak soruşturmayı düşünüyorum ama yaşadığım ilde bizzat belediye eli ile bu evlerden açıldı ve sayıları 6-7 civarı. Bunların hepsi de orta- fakir ailelerin yaşadığı yerler. Geçen yılın yazında yani bu zamanlar kendi kuzenimi "bilgi evi" diye inanarak yani bu çocuk sosyal bilimler, matematik, fen bilimleri falan görür düşüncesiyle ile gidip kayıt ettirdim. Ne yazık ki kayıt için gittiğim müdür odasındaki adam beni karşılayışı bile bir anda her şeyi belli etti. Sonradan anladım ki sadece islami bilgi ve eğitim veriliyordu. Ve bu bilgi evlerinin ortağı bir vakıf ve tabi ki bu vakıf bir cemaate bağlı... Ne yazık ki içeride ne öğretiliyor hiç göremedim ama kuşku duymak için çok şey var. Ne gibi şeyler dönüyor, ne eğitimi veriliyor çocuklara meçhul. Biz de zamanında camiilere kuran kurslarına gider ama namazdan vb. şeylerden hep kaçardık çünkü sokakta küçük çocukların oyun oynaması daha cazip geliyordu. Ne işi vardı zaten 6-7 yaşlarındaki çocukların camiilerde?  Şimdinin insanları çocuklarının dindar yetişmesinin iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Ancak bu bir vicdani durum olmaktan çok ideolojik bir araca dönüşmüş durumda. İktidar için partizan insanlar yetişmekte, hiçbir şeyi sorgulamayan, insanların özel hayatlarına, giydiklerine, içtiklerine, görünüme karışmaya kadar giden bir ileri süreci getirmektedir. Bugün insanlar cesaret aldıkları ölçüde zaten insanların hayatına karışmaktadırlar. Özellikle tebliğci denilen zırvalık abidesi insanlar insanların hayatlarına burunlarına ziyadesiyle sokmaktadır. Bunların ileride çoğalacağını düşünmemek elde değil. Kadınların sadece çocuk doğurmak ve ev işi yapmaktan ibaret bireyleri haline getirmek onları hayattan soyutlamak ilerinin tek gayesi olma yolunda ilerliyor. Başörtüsü bir özgürlüktür ancak bu özgürlüğü istismar etmek çok yanlış, insan haklarına aykırı bir durumdur. Her insanın müslüman, her insanın sünni, her sünninin tek tip olmasını sağlamaya çalışmak özgürlüğe bir darbedir.

Ne yazık ki toplumumuzun gitgide özgürlük düşmanı, özgürlük yoksunu, tek tip sünni karakterine doğru ilerlemektedir.Bu ilerleme bizzat iktidar eli ile sistematik bir biçimde hızlıca yapılmaktadır. Çünkü iktidarın artık hiçbir korkusu yoktur. Bugün biz hala bir şeyleri yaptığımızı, iktidara ufak tefek şeylerde geri adım attırdığımızı düşünüyorsak yanılıyoruz. Toplumumuz özgür, kendi kararlarını veren ve sosyal bir devlet olmaktan çok, kapalı, kadına değer vermeyen, uçkurunu daha ön planda tutan, camii ve türevlerini yapmak dışında hiçbir işe yaramayan, her okulu imam hatip lisesi, "ortaokuluna" kadar usülsüzce bir dönüşüm içindedir. Umarım gelecek bizim için umutla dolu olurç
No comments

9 Haziran 2014 Pazartesi

Merhaba.


Merhabalar,

Daha önce de bir çok blog hesabı açtım kapadım. Bazıları baya popüler oldu bazıları hiç bilinmedi. Sürekli bir şeyleri paylaşmak isteği vardı içimde, çok denedim bununla ilgili. Bazen kendimle konuşuyor gibi yazardım... Bazı yazılarım dinle, siyasetle alakalı oldu. Burada da sanırım daha çok bilim ve siyaset ağırlıklı belki de film, müzik önerilerinin de olabileceği bir günce tutmayı düşünüyorum. Her gün yazı eklemeye çalışacağım ama zor bu. Neden?

Üniversite öğrencisiyim evet, görüldüğü gibi Antropoloji (İnsanbilim) okuyorum. İstanbul'da okuyorum ve özel bir üniversite değil. Zaten o zaman hangi üniversite olduğunu anlarsanız :) Baya uzun yıllar din ve siyasetle ilgilendim, sıkıldım bıraktım, görüşlerimden yoruldum. Yazdıklarımı fazlasıyla sildim, kendime güvenemedim çoğu konu da. Kendime hiçbir zaman bir şey diyemedim çünkü bir şeyi tam bilmeden o şey olmak çok saçma geldi. Neyse bunlar maddesel konular şuan bir arayış içindeyim. Antropolojinin bana öğrettiği yegane iki şey vardır. Empati ve önyargısız olmaya çalışmak. Her görüşe önyargısız ve her olaya empati yaparak yaklaşmaya çalışıyorum. Şuan tam derece de olmasa da belli oranda bunu gerçekleştirebiliyorum. Bu yüzden aldığım kitaplar ile öğrenmeye, gerçekleşen olayları yorumlama ile de bazı şeylere varmaya çalışıyorum. Burada da bunu sık sık göreceksiniz :)

Daha fazla uzatmaya gerek var mı bilmiyorum, bazen burada kişisel şeylere de girsem mi diyorum ama gerek yok galiba. Şimdilik bu kadar yeter :)
No comments